Yanya

Çok korkarak aldım Senden Sonra Ben  kitabını  elime ama sevdim. Özellikle grup terapisinde paylaşılan kısımlar keşke daha çok olsaydı diye düşündüm. Evde olmak,  evde vakit geçirmek hüzün veriyor ama kendimi hep dışarıda oyalayıp evden kaçmak istemiyorum. O da bir zaman sonra iyi gelmiyor. Kaçmadan tüm hislerin yaşanması gerektiğini söylüyor okuduğum her kitap ama bazen o hisler beni yutacak kadar büyükler.

2 sene evveldi bir rüya görmüştüm Rüyamda kanserdim ve ölecektim. Korkunç bir rüya değildi gayet kabuldeydim.  Ertesi gün Kazım abiye senle hiç tatil yapmadım bak ölürsem üzülürsün demiştim. Evet biz ölümle ilgili kötü şakalar yapardık hatta ölüm kapımızı çaldığında da onunla baş etme biçimimiz bu kötü şakalardı.  Beraber büyükannenin doğduğu evi bulmaya Yanya’ya gitme planı yaptık. Bu planı gerçekleştirmek istediğimiz zaman Kazım abinin hastalığı çıktı. İyileşince gideceğimiz bir yer olarak kaldı Yanya, tıpkı Vedatla bir kurban bayramı Iğdır’a gidip kahvaltıdan mangal yakma planı gibi.

Yanya aklıma takıldı ve planı gerçekleştirmeye karar verdik. 30 kişi bir otobüse doluşup Yunanistan’a bir gölün çevresine yayılmış Yanya’ya gideceğiz. Büyükanne, Kazım abi ,babam ve Vedatı da kalbimizde götüreceğiz. Hepberaber olmak bize iyi gelir İnşallah.

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Dönüş

Denize karşı çok okudum çok yazdım. Mavi ve yeşile baktım. Yol şarkılarında ağladım. Tüm tatillerimizi aklımdan geçirdim. Hayalimde yan şezlongda Vedat da vardı. Elimde piza ile köşeyi döndüğümde beni gülümseyerek karşılıyordu.  Mavili şortunu giydiği bir tatili hayal ettim. Dökülmüş çam iğnelerinin üzerine basarak elele yürüdüğümüz yollar yine vardı. Kendimi o kadar inandırdım ki bu hayale eve döndüğümde kötü bir boşluğa düştüm. İlk güne geri döndüm sanki. Zaman deniyor ama zaman özlemi büyütüyor sadece. Başka birşeye yaramıyor zaman.

Tek bir düşünce beni mutlu ediyor. Elbet bir gün buluşacağız…

 

Posted in blog | Leave a comment

Senden Sonra Ben

Jojo Moyes’in Senden Sonra Ben kitabını aldım. Ama okumak iyi fikir mi bilmiyorum. Hem bu tip kitaplar okumak istiyorum hem beni tetikleyecek şeylerden kaçınıyorum. Bir kullanma kalvuzu olsa yas sürecinin hemen alıp uygulardım. Ama ne yazık ki yok. Her gün farklı bir duygu seli.

Geçen hafta Metehan’a evde kablo ararken çekmecelerden Vedat’ın bir gözlüğü çıktı. Metehan kötü oluyorsan aramayalım dedi. Tam tersi  orada olduğuna mutlu oluyorum. Evde izini görmek beni mutlu ediyor. Her yere resimlerimizi koydum. O güzel günler rüya değildi. Vedat gitse de anıların gitmediğinin en önemli işareti benim için bu.  Evet ağlıyorum ama yine de güzel bir hayatın anılarını görmek bazen iyi geliyor.

Son karar olarak bu kitabı listenin sonuna atıyorum ve bavulum kitapla dolu mavi ve yeşillik dolu bir yola çıkıyorum. İnşallah bu yolculuk bana iyi gelir.

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Fısır Fısır

Vedat acaba içimden ona fısır fısır anlattıklarımı duyuyor mudur ? Duysa da duymasa da ben anlatıyorum. Anlatmak iyi geliyor. Tek taraflı bu sohbetler sanırım çift taraflı olmaması akıl sağlığım için faydalı.

Baksana ne güzel manzara diyorum.  Gözleri parlayarak güleceği birşey söylüyorum. Ya da kendini tutamayıp kahkaha atacağı bir espri yapıyorum bazen.  Mış gibi oynuyorum. Varmış gibi hiç gitmemiş gibi. Yanımdaymış gibi…

Sanki zaman donmuş gibi geliyor bana. Bir balonun içinde zamandan bağımsızım gibi garip bir duydu. Balonun içinde ağır bir hava var bol hüzünlü. Aylar geçtiğinin farkına ancak takvime bakınca anlıyorum. Bir yandan zaman geçmesin istiyorum. Bir yandan da her geçen günün beni Vedat’a yaklaştırdığını biliyorum. Bir gün daha …

3c612efb7bd18af018321f45d5915a66

 

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Yas kızkardeşliği

Bu hafta sınavlarım açıklanıp da tüm derslerden geçtiğimi öğrendiğim anda elim telefona gitti Vedat’a haber vermek için. Aferin Aşkıma ‘yı duymak için. Elimde telefonla kalakaldım. Beynimin bir yerinde Vedat hala yaşıyor. Öldüğünü kabul etmeyen bir yer var içimde. Sanki geri gelecekmiş gibi bir umut var hep.

Dün akşam uzun zamandır yazışıp yas sürecimizi paylaştığımız yas kız kardeşi dediğimiz Özlem’le buluştuk Büyükada’da . Özlem taa Almanya’dan geldi. Biz de Lale ablayla farklı iskelelerden adaya vardık. Çok anlattık biraz ağladık biraz güldük bir sürü plan yaptık. Çok hassas bir dönemde birbirimizin hayatlarına dokunduğumuzdan bana sanki bizimkiler öbür tarafta tanışıp bizi buluşturdu gibi geliyor , taa uzaklardan cümlelerle birbirimize destek olalım diye . Tesadüf olamaz bu yas kızkardeşliği.

Yas süreci değişik bir süreç. Duygudaşını bulunca insanın dili çözülüyor sanırım. Herkes bu süreci kendine göre yaşıyor. Hiç bilmediği biriyle karşılaşıyor kendi içinde. Ölüm öğretiyor istesen de istemesen de…

 

Posted in blog | Leave a comment

Kazım abiye

1 sene geçti sen gideli Kazım abi. Dün gece bütün resimleri çıkartıp lunaparkta çekilmiş o resmimizi aradım ama bulamadım. Benim aklıma Kazım abi denince gelen resimdir o. Beni sırtına aldığın çenemle kafanı oyarak uyuya kaldığım sıcak yaz gecesidir.

Sen gittiğini sanıyorsun ama her kahve kokusunda , Metehan’ın gülüşünde , annemin gözlerinde, Ferhan abinin sesinde, caddeden geçen her vosvosta , dostlarının selamında daha bir çok şeyde  bizimlesin.

Diğer alemde de koşarken saçların ahenkle dans ediyor mu diye merak ediyorum.Merak ettiklerim çok diğer alemle ilgili.  Vedatı al  rüyama gelin halaçatıya, sohbet eder hasret gideririz olur mu?

çok özledim çok seviyorum.

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Yokluğunda çok kitap okudum

Ya kitaplar olmasaydı ? Kitapsız kalmayayım diye başucumda kuleler yaptım. Bir ara liste yapacağım okuyacaklarımı çünkü gibip aynı kitabı almaktan korkuyorum. Book Depository’den kitaplar ısmarladım. Hemen gelsinler istiyorum.

Bugünleri anlatan en güzel şarkı sanırım bu … Yokluğunda çok kitap okudum. Neredesin nerede?

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Eksik

En çok neyi özledim biliyor musunuz? Olan biteni Vedatla bir de Kazım abiyle konuşmayı. Cuma akşamından beri Vedat ne derdi  abim ne derdi diye düşünüyorum.

Hep düşünüyorum. Günlerin nasıl geçeceğini, hayata nasıl devam edeceğimi, beni nelerin beklediğini ülkede olan biteni. Düşünmekten, özlemekten ve üzülmekten yorgunum.

Dışardan bakıldığında ise robot gibi iş ev anne evi yapıyorum. Arkadaşlarımla da buluşuyorum. Sanırım onlar olmasa çıldırırım. Ama sabah günaydınlar  eksik, akşam ne yiyelim  eksik, seni seviyorumlar eksik, sarılmalar eksik, günün en güzel saatleri eksik.  Hep eksik…

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Paper Lifeboats

Bugün internette sevilen birinin kaybı bloglarında gezinirken ( evet böyle bir blog çeşidi var yas bloğu veya grief blogs deniyor ) böyle dönemlerde kitapların paper lifeboats olduğu ile ilgili bir yorum okudum. Ne kadar doğru, bu dönem kitaplar benim cankurtaran botum oldu. Eğer kendimi oyalayacak birşey bulamazsam kitaplara sarılıyorum.

Kendine yardım kitapları bende pek işe yaramıyor bu dönem. Bir hikayenin içine saklanmak kendimi unutmak iyi geliyor. Aslında belki film seyrederek bunu daha iyi yapabilir insan ama Vedatla o kadar çok beraber film seyrettik ki evde televizyon açmak bile benim için çok zor. Vedat’ın alıp getirdiği filmler duruyor öylece. Elim hiç onlara gitmiyor.

 

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Hafiflik

Çekirdek yemem gerçekten ailede endişe yaratmaya başladı. Bu akşam yememeye çalışacağım. Yoksunluğa girer miyim bilmiyorum. Akşamları annemde konuşlanıp ders çalışıyorum. Hafta sonu sınavlarım var. 2. Üniversiteye 40 yaşında başlamak iyi bir fikir mi bilmiyorum hala ama Persler ağlamadan bir kaç saat geçirmemi sağlıyorsa iyi bir şey olmalı. Hafta sonu 3 sınavım var. Vedat’dan hemen sonra sınavlar vardı. Hiç gitmek istememiştim ama evden çıkmamı sağlayacağı için gitmiştim.4 dersten el yordamıyla geçmişim. Sonuçlara şaşırdım tabii. Bu hafta sonu ise bütünlemeler var. Vedat’ın stres yapma demesi kulağımda çünkü geçen dönem Çin Tarihi germişti beni.

Vedat’ın sesi hep kulağımda zaten. Öyle çok özlüyorum ki bazen nefes almak zorlaşıyor. Sonra bu halde olmamı hiç istemeyeceği geliyor aklıma. Kendimi düzeltmek için uğraşıyorum. Sevginin sonsuz olduğu boyutlar değişse bile sevginin devam edeceğini düşünmek böyle zamanlarda iyi geliyor. Ama insan hep böyle düşünemiyor.Ne bileyim  sımsıkı sarılmak istiyor bazen.  Çok özlediğimi söylemiştim değil mi?

Günler bir şekilde devam ediyor. İşe gidip  geliyorum. Hiç birşey olmamış gibi çalışıyorum. Hafta sonuna planlar yapıyorum sonra vazgeçiyorum. Yine plan yapıyorum. Nerede olmak iyi geliyor bazen hiç bilmiyorum. Her gün akşam olmasını uyumayı hedefliyorum. Hatırlamıyorum ama rüyamda sanki birşeyler görüyorum. Sabah ilk uyanışlarım hafif oluyor oradan biliyorum. Hatırlayana kadar herşey hafif.  O hafifliği de özledim. En son sanırım kızlarla Berlin’e gittiğimde sıfır endişeliydim. 1,5 sene önceymiş. O halimi de özledim.

Şimdilik bu kadar Hindistan Tarihine vereceğim kendimi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment