Diğer Alem

Öbür dünyayı merak ediyor musunuz? Ben çok ediyorum. Şimdi ne yapıyorlardır diye başlıyor kafamda sorular. Buraya benziyor mu orası da ? Diğer alemle ilgili bulduğum ne kadar çok kitap varsa okuyorum. Orada zaman yok diyorlar. Zaman bu dünyanın oyunu diyorlar. Onlar artık çok güzel bir yerde diyorlar. Ben o yeri delice merak ediyorum.

Belki de bu dünyaya şöyle bir gelip gidiyoruz da biz ona ömür diyoruz. Bize uzun geliyor. Vedat’la Kazım abi bu salak neden ağlıyor ki diye gülüyorlardır arkamdan belki. Hep yaptıkları gibi kafa kafaya verip sohbet ediyorlardır belki de .

Zamanı gelince kavuşacağız fikri beni çok mutlu ediyor. Her geçen gün o güne biraz daha yaklaştırıyor. Yaşayacağımızı yaşayalım ve artık gidelim istiyorum. Ölenle ölünmüyor diye bir laf var ya. Birçok kişi bana hayata devam edeyim diye söylüyor. Bence doğrusu ölenle ölünemiyor. Yaşanamıyor da. Arada bir yerde kalakalınıyor. İşte o aradalık çok yoruyor insanı. Ne orada ne burada hali. Bence bu aradalık hiç bitmeyecek, bu yaralar hiç iyileşmeyecek. Sadece bu yaralarla yaşamayı öğreneceğiz.

Hep diğer alemi merak edeceğim. Şimdi şöyle yapıyorlardır diye düşüneceğim.Ağladığım için bana kızıyorlardır diye mutlu olmaya çalışacağım. Beni gülümseyerek izlediklerini hayal edeceğim. Her ihtiyacım olduğunda bir yolunu bulup orada olacaklar. Selamlarını bir şekilde gönderecekler. Sevgilerini daima hissettirecekler.

 

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Boş hamleler

Nisan geldi. Geçen sene bu zamanlar Vedat vardı. Nisan sonu gelecek. Sonra geçen sene bu zamanlar Vedat vardı diyemeyeceğim. Sanki tümden gidecekmiş  gibi geliyor sonra  sanki 29 Nisan geldiğinde Vedat geri gelecek gibi geliyor. Temelli gittiğine hiç inanabilecek miyim  bilmiyorum. İnanmak istediğimden de emin değilim. Sanki uzun bir yolculuğa çıkmış geri gelecekmiş gibi geliyor hep.

Bugün facebook karşıma 4 sene önceki bir fotoğrafımı çıkardı. Ne kadar hafif ve mutlu görünüyorum.  Abimi ve Vedatı özlediğim kadar eski kendi halimi de özlüyorum. Hafif uyandığım sabahları, özlemenin içimi  yakmadığı günleri, biraz hayata dalsam sonrasında suçluluk hissetmediğim o anları.

Bu aralar sanki bilgisayar oyununda kazanma şansım kalmamış ama süre bitsin diye boşa hamleler yapıyormuşum gibi geliyor hayat bana. Böyle yaşamamam gerektiğini biliyorum. Kendi arkadaşım olsam binlerce tavsiye verebilirim kendime. Ama tavsiyeler kağıt üzerinde çok mantıklı yaşam üzerinde ise iç acıtmalı olabiliyor…

 

 

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Nasılım?

Nasılsın ? En çok sorulan soru bana. Ben de çok soruyorum kendime nasılım diye. Otomatik pilotta bugünde yaşıyorum iyiyim diyorum. İşe gidiyorum eve geliyorum arkadaşlarımla buluşuyorum dizi seyrediyorum kitap okuyorum. Arka planda hiç bitmeyen bir acı ve özlem var. Birbirine karışmış şekilde. Tarif edemeyeceğim bir şekilde içimi kavuruyor.

Çoğu zaman neye olduğunu bilmeden dökülüyor göz yaşlarım. Hep kendimi oyalayacak bir şey arıyorum. Boş kalıp düşüncelere kapılmamak için hep koşuyorum ve çok yoruluyorum.

Bu aralar kendime kızıyorum. Bu his yeni çıktı. Güçlü olduğum zaman da  kızıyorum kendime, güçsüz olduğum zaman da. En çok da çaresiz hissettiğim zaman kızıyorum.Kendi kendime bu kadar  yüklendiğim için kızıp daha çok öfkeleniyorum.  Bu da yasın evrelerinden biriymiş. Bu da geçecekmiş. Zaten bu aralar ne hissetsem yasın bir evresi çıkıyor.

Bu gecenin de bir sabahı olacak, dualar kalbime bir şekilde iyi gelecek. Ben yine sabah hayata karışmak için bir sebep bulacağım. Kalbimin içinden fısıldayacağım, onlar duyacak cevap verecek içimden hissedeceğim. Bir şekilde bu gece, bu hafta bu ay bu yıl bu hayat geçecek.

Posted in blog | Tagged , | Leave a comment

Zamanla geçer mi?

10 ay geçti Vedatsız. Bazı günler çok zor bazı günler daha kolay ama hep özlemle geçti. Günler geçiyor hep geçiyor ve sanki takvim Vedatlı günlerden hızla uzaklaşıyor. Geçmese hep kalsa sanki ona yakın kalacakmışım gibi hissediyorum. Ama günler geçiyor. Önümde Vedatsız bir sürü yıl olacağını düşünmek çok korkutuyor beni. Öyle zamanlarda kendime bugünü atlat diyorum. Sadece bugünü geçirmeye bak. Çok düşünme anda kal.

Sabahları bazen çok kötü uyanıyorum, uyanır uyanmaz sanki kafamda bir matkap çalışıyor ve sürekli gidenleri hatırlatıyor.Kendimi evden çıkartmak çok zor oluyor. Aynada kendimle göz göze geldiğimde hemen gözlerimi kaçırıyorum. Bu mutsuz umutsuz halime Vedat’ın çok kızacağını düşünüyorum. Sonra o maskeyi takıyorum ve güne kaptırıyorum kendimi, göz yaşları sıkıştırdığında şimdi değil diye geri itiyorum. Akşamları kendimi sıkmaktan öyle yorgun oluyorum ki. İyi olmaya çalışmak çok çaba gerektiriyor, çok yorgunum ama bu yorgunluğu neyin geçireceğini de bilmiyorum.

Çok özlüyorum, eski hayatımın her anını özlüyorum. Vedat’ın bir daha gelmeyeceğini kabul edemiyorum. Her an arayacak her an kapıdan girecekmiş gibi hissediyorum. Her hücremle herşeyini özlüyorum. Zamanın acıyı geçirmediğini çoktan öğrendim. Zaman sadece özlemi büyütüyor. İnsan zamanla acısını saklamayı iyi öğreniyor bence. Artıkla başlayan iyi niyetli öneriler duymamak için artık hayata devam ediyorum rolüyle herkesi kandırmayı öğrenmeye yarıyor zaman.

 

 

 

 

 

 

 

 

Posted in blog, yas günlüğü | Tagged | Leave a comment

Kitap ile Mutlu Et

instagram

Nasıl başladık, neler yapıyoruz  daha neler yapabiliriz biraz anlatmak istiyorum.

Kitap ihtiyacı olan okullara nasıl daha çok kitap gönderirim diye düşünürken aklıma bu fikir geldi.  Evlilik listesi gibi ihtiyacı olan okulların kitap listesi olsun isteyen bir veya daha çok kitabı göndersin. Böylece daha çok okulun daha çok kitabı olsun daha çok çocuk kitap okusun, daha çok ortak noktamız olsun.

Önümüz yılbaşı olduğu için yılbaşında birbirimize hediye almak yerine ihtiyacı olan bir okula kitap gönderelim istedim. Herkes olumlu yanıt verince şöyle yapmaya başladık:   Ben okullardan öğretmenlerle konuşup liste alıyorum, listeyi okul adresi ile facebook grubumuzda yayınlıyorum. Göndermek istediğiniz kitabın numarasını söylüyorsunuz ve ben o kitabı listeden kaldırıyorum. Şu anda 3. listedeyiz. Sizler de seçtiğiniz kitap veya kitapları okulların adresine gönderiyorsunuz. Liste bitince yeni bir liste yayınlıyorum. Sonra eğer isterseniz facebook grubundaki görselleri kitabı adına hediye ettiğiniz arkadaşınızın ismini etiketleyerek sosyal medya hesaplarında paylaşıyorsunuz.

Facebook grubumuz

https://www.facebook.com/groups/1236865726407903/

Kitapları dilerseniz online kitap sitelerinden alıp direkt okula gönderebilirsiniz. Bir çok sitede indirimler ve ücretsiz kargo var. Ya da kitapçıdan alıp kargolayabilirsiniz. Aklınızda olsun PTT Kargo kitap bağışı derseniz %50 indirim yapıyormuş. Koliniz açık postaneye gidip göstermeniz yeterliymiş.

Bu listelerin yılbaşı ile kalmamasını tüm yıla yayılmasını çok istiyorum. Bu konuda bir kaç fikrim var sizlerle paylaşacağım eğer sizinde fikirleriniz var ise bana yazar mısınız?

Eğer facebook kullanmıyorsanız info@kitapokuyankiz.com’a mail atarak listeye ulaşabilirsiniz.

Kitapların kurtarıcı olduğunu bir kez daha gördüm. Bireysel ve ülkesel zor günler geçiriyorum, geçiriyoruz. Kitaplar benim can kurtaranım. Geçtiğimiz hafta dibe vurmaya gayet müsait iken yine beni suyun yüzüne çıkaran kitaplar oldu.  Bir de ilk listeyi yayınlar yayınlamaz kitapları seçip okula ışınlayan kitap melekleri. Sayenizde içim pırıl pırıl. İyi ki varsınız.

 

Posted in blog | Tagged , , | Leave a comment

15

Yarın 15. senemizi kutlayacaktık biz eğer Vedat yaşasaydı. Bugün kendime üzülmeyi unutup evlere düşen ateşe ağlıyorum. Yarım kalan hayatlara, iç  kavuran özleme, hiç geçmeyecek acıya. Kaç eve ateş düştü. Zamansız ölümler çok zor…

Özlemek çok zor, ölenin daha iyi bir yere gittiğini düşünüyorum ama kalana sıkışıp kalıp neyi beklediğini bilmeden beklemek çok zor. Hiç gelmeyeceğini bilerek hep geleceğini sanmak. Kabullen artık demekle olsaydı keşke, hayatına devam et demekle devam edilseydi. Üzülme dendiğinde üzülmeyi bırakabilseydik , ağlama dendiğinde ağlamadan durabilseydi insan.

Acıyı yok edecek kelime yok bence. Bazen ölüm karşısında susmak en iyisi..

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Yanya

Çok korkarak aldım Senden Sonra Ben  kitabını  elime ama sevdim. Özellikle grup terapisinde paylaşılan kısımlar keşke daha çok olsaydı diye düşündüm. Evde olmak,  evde vakit geçirmek hüzün veriyor ama kendimi hep dışarıda oyalayıp evden kaçmak istemiyorum. O da bir zaman sonra iyi gelmiyor. Kaçmadan tüm hislerin yaşanması gerektiğini söylüyor okuduğum her kitap ama bazen o hisler beni yutacak kadar büyükler.

2 sene evveldi bir rüya görmüştüm Rüyamda kanserdim ve ölecektim. Korkunç bir rüya değildi gayet kabuldeydim.  Ertesi gün Kazım abiye senle hiç tatil yapmadım bak ölürsem üzülürsün demiştim. Evet biz ölümle ilgili kötü şakalar yapardık hatta ölüm kapımızı çaldığında da onunla baş etme biçimimiz bu kötü şakalardı.  Beraber büyükannenin doğduğu evi bulmaya Yanya’ya gitme planı yaptık. Bu planı gerçekleştirmek istediğimiz zaman Kazım abinin hastalığı çıktı. İyileşince gideceğimiz bir yer olarak kaldı Yanya, tıpkı Vedatla bir kurban bayramı Iğdır’a gidip kahvaltıdan mangal yakma planı gibi.

Yanya aklıma takıldı ve planı gerçekleştirmeye karar verdik. 30 kişi bir otobüse doluşup Yunanistan’a bir gölün çevresine yayılmış Yanya’ya gideceğiz. Büyükanne, Kazım abi ,babam ve Vedatı da kalbimizde götüreceğiz. Hepberaber olmak bize iyi gelir İnşallah.

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Dönüş

Denize karşı çok okudum çok yazdım. Mavi ve yeşile baktım. Yol şarkılarında ağladım. Tüm tatillerimizi aklımdan geçirdim. Hayalimde yan şezlongda Vedat da vardı. Elimde piza ile köşeyi döndüğümde beni gülümseyerek karşılıyordu.  Mavili şortunu giydiği bir tatili hayal ettim. Dökülmüş çam iğnelerinin üzerine basarak elele yürüdüğümüz yollar yine vardı. Kendimi o kadar inandırdım ki bu hayale eve döndüğümde kötü bir boşluğa düştüm. İlk güne geri döndüm sanki. Zaman deniyor ama zaman özlemi büyütüyor sadece. Başka birşeye yaramıyor zaman.

Tek bir düşünce beni mutlu ediyor. Elbet bir gün buluşacağız…

 

Posted in blog | Leave a comment

Senden Sonra Ben

Jojo Moyes’in Senden Sonra Ben kitabını aldım. Ama okumak iyi fikir mi bilmiyorum. Hem bu tip kitaplar okumak istiyorum hem beni tetikleyecek şeylerden kaçınıyorum. Bir kullanma kalvuzu olsa yas sürecinin hemen alıp uygulardım. Ama ne yazık ki yok. Her gün farklı bir duygu seli.

Geçen hafta Metehan’a evde kablo ararken çekmecelerden Vedat’ın bir gözlüğü çıktı. Metehan kötü oluyorsan aramayalım dedi. Tam tersi  orada olduğuna mutlu oluyorum. Evde izini görmek beni mutlu ediyor. Her yere resimlerimizi koydum. O güzel günler rüya değildi. Vedat gitse de anıların gitmediğinin en önemli işareti benim için bu.  Evet ağlıyorum ama yine de güzel bir hayatın anılarını görmek bazen iyi geliyor.

Son karar olarak bu kitabı listenin sonuna atıyorum ve bavulum kitapla dolu mavi ve yeşillik dolu bir yola çıkıyorum. İnşallah bu yolculuk bana iyi gelir.

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment

Fısır Fısır

Vedat acaba içimden ona fısır fısır anlattıklarımı duyuyor mudur ? Duysa da duymasa da ben anlatıyorum. Anlatmak iyi geliyor. Tek taraflı bu sohbetler sanırım çift taraflı olmaması akıl sağlığım için faydalı.

Baksana ne güzel manzara diyorum.  Gözleri parlayarak güleceği birşey söylüyorum. Ya da kendini tutamayıp kahkaha atacağı bir espri yapıyorum bazen.  Mış gibi oynuyorum. Varmış gibi hiç gitmemiş gibi. Yanımdaymış gibi…

Sanki zaman donmuş gibi geliyor bana. Bir balonun içinde zamandan bağımsızım gibi garip bir duydu. Balonun içinde ağır bir hava var bol hüzünlü. Aylar geçtiğinin farkına ancak takvime bakınca anlıyorum. Bir yandan zaman geçmesin istiyorum. Bir yandan da her geçen günün beni Vedat’a yaklaştırdığını biliyorum. Bir gün daha …

3c612efb7bd18af018321f45d5915a66

 

 

 

 

 

Posted in blog | Leave a comment